- Katılım
- 15 May 2025
- Mesajlar
- 2,988
- Tepkime puanı
- 696
- IFGT Puan
- 108
Savaştığı Cepheler'de Atatürk'e 3 Kez Yenilen William Birdwood

William Riddell Birdwood, 1865-1951 yılları arasında yaşamış bir İngiliz subayı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Anzaklar olarak anılan, Avustralya ve Yeni Zelanda Ordusu Kolordusu (Australian and New Zealand Army Corps) komutanlığı yapmış. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Çanakkale Cephesi’nde savaşan Birdwood Mareşal ünvanını ise 1925’te almış.
Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerinin komutanı, o zamanki rütbesiyle General Sir William Birdwood, 25 Nisan 1915’te Arıburnu Çıkarması ile başlayan Arıburnu Savaşı’nda komutanlık yapmış. Arıburnu Cephesi, Türklerin zaferi ile sonuçlanmış. Bu sırada Anzak Kolordusu, çıkarma sırasında belirlenen bölgenin daha kuzeyine çıkmış. Birdwood, Londra’ya gönderdiği bir mektupta çıkarmanın başarısızlık sebebini bu duruma bağlamıştır.
Tuğgeneral Birdwood, 1865 yılında Hindistan'da doğdu. Birinci Dünya Savaşı’nda, Akdeniz Seferi Kuvvetleri'nde görev aldı. Önce Avustralya ve Yeni Zelanda Ordusu (Anzak) komutanı olan Birdwood, sonra bütün ordunun başkomutanlığına atandı. 1915 ve 1916'da Gelibolu yarımadasının boşaltılmasında Çanakkale Ordusu'na, sonra Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerine, arkasından da Fransa'da 5. Ordu'ya komutanlık yaptı. Anzak askerlerini iyi idare etmesiyle büyük bir şöhret kazandı. Ama Mustafa Kemal karşısında üç defa yenildi. Birdword, 1951 yılında Hampton Court'ta (Middlesex) öldü.
İşte Mustafa Kemal ve William Birdwood görüşmesinin hikayesi
“20 Kasım 1918 Cumartesi günü ilginç bir olay geçer Mustafa Kemal’in Pera Palas’taki dairesinde. Atatürk o günlerde yoğun bir siyasal değinme trafiğinin bunaltıcı ağırlığı altındadır. Ama bir boş vaktini bulup Mustafa Kemal’le görüşmek için sabırsızlanan yabancı bir general vardır. Karargâhı ile Pera Palas Oteli’ne yerleşmiş olan General Sir William Birdwood… Bu general, askerlerinin miktar ve donatım bakımından çok üstün olmasına karşın Çanakkale Savaşları’nda Mustafa Kemal’e üç kez yenik düşmüştür. Böylesine materyal üstünlüğüne karşın nasıl yenik düştüğünün hayreti ve şaşkınlığı içindedir. Bu kahramanı yakından görmek, bu zincirleme yenilgisinin nedenlerini kendi ağzından dinlemenin merakı içinde kıvranmaktadır. Kendisine refakat subayı olarak verilmiş olan sporcu Sedat Rıza Bey aracılığı ile Mustafa Kemal’den kendisini kabul etmesini rica eder:
“Buyursunlar” der, Mustafa Kemal.
İki general karşı karşıyadır. Birdwood çok saygılıdır. Mustafa Kemal Paşa’nın yanında Rasim Ferit Bey de vardır. Hoşbeşten sonra Birdwood, iki yıldır kafasını kemiren “bizi nasıl yendi?” sorusunun yanıtını almak ister:
“Sayın komutan bizi nasıl yendiniz?”
Mustafa Kemal’den bir başkası, dünya savaş tarihinde benzerine az rastlanır bu başarısından böbürlene bilirdi. Oysa o, -tıpkı Trikopis’e davrandığı gibi- yenilginin ezilmişliği altındaki bu General’in onurunu korur.
"Sizin de bizim de tarih dergilerimiz var," der; "tarih yazar." Birdwood ricasını yineler:
“Ekselans, sizin ağzınızdan dinlemek istiyorum. Lütfediniz.”
Mustafa Kemal, yanındaki Rasim Ferit Bey’den kâğıtkalem ister; oda bir peçete kâğıttı ile altın muhafazalı kurşun kalemini uzatır. Mustafa Kemal bir kroki çizer, kâğıtüzerindeki yerlerini işaret ederek;
“Su tarihte karaya çıktınız, der; filanca saate kadar şurada durdunuz. Biz de şu hattaydık. Her şey sizin lehinizdeydi. Niçin çizgide durdunuz ve niçin ilerlemediniz?”
“Askerlerimiz çok yorulmuştu, diye yanıtlar Birdwood.”Mustafa Kemal bu kez de Cokbayırı krokisini çizer:
“Siz filanca gün şu yöne hareket ettiniz, şu durumu aldınız; niçin ilerlemediniz?”
“Biz ilerledikçe arkadan su yetişmedi. Askerlerimiz susuz kaldı ve durdu.”
Atalarımız yaralıya kurşun atılmaz der. Mustafa Kemal de Türk soyluluk ve erdemini şu esprisiyle ile dile getirir:
“Görüyorsunuz ya ben bir şey yapmadım. Önce yorgunluk, sonra susuzluk durdurdu ordunuzu.” Birdwood ayağa kalkar, Mustafa Kemal’i kucaklar:
“Sizin gibi kahraman ve yüksek karakterli bir asker tanımadım.” Sonra krokiyi ve kalemi işaret ederek:
"İzin verir misiniz" der; "bu kroki ve kalemi değerli bir hatıra olarak saklayayım.” Ve saklar.
Yıl 1935… Aradan yıllar geçmiş, Birdwood mareşalliğe kadar yükselmiştir. Son görevi “Hindistan Ordusu Başkomutanlığı”dır. Kendisine Baron’luk sanı da verilmiştir. Atatürk hayranlığı ve sevgisi hala sıcaklığını korumaktadır. Eski anılarını yaşamak ve Atatürk’ün teneffüs ettiği, havayı teneffüs etmek için 1935 yılı Ağustos’unun 26. pazartesi günü İstanbul’a gelir. Cumhuriyet gazetesi bu olayla ilgili olarak şu başlığı atar: 20 sene sonra İstanbul’a girdi, ama gezgin olarak.

Yıl 1938… Birdwood, yaşamının en büyük acılarından birini Atatürk’ün haberini alınca duyar. Yaşı hayli, ilerlemiştir. Hastadır da… Ama ne olursa olsun cenaze törenine katılmak, dünyanın yetiştirdiği bu en büyük askerin tabutu önünde eğilmek, ona ebedi yolculuğunda son görevini yapmak ister. İngiltere Hükümetine bu arzusunu bildirir, Ankara’ya gelir.
Atatürk'ün cenaze törenine İngiltere Hükümeti'nin baş temsilcisi olarak katıldı. Atatürk’ün tabutu muvakkat kabrine götürülürken Hindistan Ordusu Başkomutanı Feld Mareşal Baron William Birdwood, ayağı incindiği için töreni Halkevi (şimdiki Türk Ocağı) binası balkonundan izleyebilmesi, ayakta durabilmesi ve de son uğurlama görevini yapması için ayaklarının altına destek yapılır. Atatürk'ün naaşını, Halkevi bahçesinde bir miktar toprak getirtip toprağın üzerine basarak, Türk toprağı üzerinden selamlamış ve böylece Çanakkale'de karşılaşmış olduğu bir kahramana son hürmetini ifade etmişti.
(Kaynak/N.Aydın)
