Hürriyet mağara eğitimini izledi: Onların sınıfı ‘mağara’
- Katılım
- 4 Haz 2020
- Mesajlar
- 32,679
- Tepkime puanı
- 10
Melike Ç[email protected]şturulma Tarihi: Kasım 02, 2024 07:00İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mağara Araştırma Kulübü, 2007 yılından beri Türkiye’nin dört bir yanındaki mağaraları araştırıyor. Kulüp üyeleri ilk mağara deneyimini Kırklareli’ndeki Dupnisa Mağarası’nda yaşıyor. ‘Mağara sınıfı’nda zor koşullarda gerçekleşen eğitime katıldım.
Haberin DevamıTürkiye’de mağara araştırma kulübü olan yalnızca 9 üniversite bulunuyor. Bunlar İTÜ ile birlikte Akdeniz, Anadolu, Ankara, Boğaziçi, Dokuz Eylül, Ege, Hacettepe ve Uludağ Üniversitesi. Üniversitelerin tüm mağara kulüpleri Türkiye Mağaracılık Federasyonu’nun çatısında altında. 100’e yakın üyesi bulunan İTÜ Mağara Araştırma Kulübü, yılda ortalama 20 mağara ziyareti yapıyor ve bu ziyaretlerin 8’i eğitim amaçlı gerçekleştiriliyor. Her sene bu eğitimlerin ilki benim de katıldığım Kırklareli Demirköy’de bulunan Dupnisa Mağarası’nda yapılıyor. Kulübün eğitmenlerinden İTÜ Geometrik Mühendisliği mezunu İrem Kapucuoğlu ile İTÜ Bilgisayar Mühendisliği 4’üncü sınıf öğrencisi Oğuzhan Altıntaş, ilk eğitim için bu mağarayı tercih etmelerinin nedenini “Teorik eğitimler tamamlandıktan sonra ilk olarak herkesi daha yatay karakterli dediğimiz yani ip gibi bir ekipman kullanmadan yürüyerek ilerlenebilecek mağaralara götürüyoruz. Dupnisa Mağarası ilk pratik için harika bir örnek” diye anlatıyor.Haberin DevamıMESAFEYİ AÇMA, BAĞIRMAMağaracılığa ilk adımı atan üniversitelilerle birlikte onların Demirköy’deki kamp alanında buluştum. Alanda toplam 73 kişi vardı ve 48’ini kulübün yeni üyeleri oluşturuyordu. Mağaranın içinde yoğun bir kalabalık yaşanmaması için ekipler içeriye 5 ya da 7 kişilik topluluklar halinde giriyordu. Ben de mağara girişi öncesi dahil olduğum ekiple birlikte soğuğa ve suya karşı dayanıklı içlik, tulum ve çizmelerimi giydim. Ardından da ışıklı baretimi takıp yanıma da yedek pil aldım. Ancak hazırlıklar sadece bundan ibaret değildi. Mağaraya gireceğim ekiple bir araya gelerek son kontrollerimizi yaptık. Bizimle mağaraya girecek olan eğitmenimiz İrem Kapucuoğlu mağarada çok ses çıkarmamamız, attığımız adımlara dikkat etmemiz, önümüzdeki kişi ile aramızdaki mesafeyi çok açmamamız ve eğer ekipten herhangi birine bir şey söylemek istiyorsak da ‘heyyo’ ya da ‘hey’ diye seslenerek ne istediğimizi komut vererek söylememiz gerektiğini açıkladı. Örneğin ‘heyyo yavaş’ ya da ‘hey bana bak’ gibi.Haberin DevamıSULAK ALANDAN GEÇMEK ZORUNLUDupnisa Mağarası’nın aslında turistik bir alanı da var ve ziyarete açık. Biz de mağaraya turistlere açık olan kapıdan girdik ancak yaklaşık 200 metre ilerledikten sonra farklı bir yola saptık. Demir zincirlerle ayrılan kısımdan geçerek mağaranın karanlık ve turistler tarafından ayak basılmamış alanlarına doğru ilerlemeye başladık. Yerler kısım kısım kum ve taşlı zeminden oluşuyordu. Baretlerimizdeki ışıklar yolumuzu aydınlatsa da kısıtlı bir görüş imkânı sunuyordu. İçerisi yaklaşık 13 derecelik bir sıcaklığa sahipti. Sarkıt ve dikit gibi oluşumlar farklı formlarda ve etkileyici bir biçimde yer alıyordu. Mağarada sulak alanlar oldukça fazlaydı. Öyle ki girişten 500 metre sonra 1 metre 60 santimetre boyundaki benim bel hizama gelecek yükseklikteki sulak bir alanla karşılaştım. Yola devam etmek için mecburen o suyun içine girmemiz gerekiyordu. Sulak alanı geçmek çok uzun sürmese de neredeyse 4 derece olan soğuk su yola devam etmeyi zorlaştıracak bir etken olmuştu.Haberin DevamıMağarada ilk başta ilerlerken tavan nispeten alçak oluyor. Daha sonra ilerledikçe devasa bir galeriye çıktık. O alanda insan kendini gerçekten küçücük hissediyor. Çünkü alanın yüksekliği neredeyse 30, genişliği ise 60 metreydi. Alanda uyuyan yarasalar da vardı. Öncesinde söylendiği gibi onları rahatsız etmemek için oldukça özenli davrandık. ‘Meyve yarasası’ olarak tanımlanan bu canlılar kışın uykuya yatıyor, bahar döneminde ise meyve aramak için uyanıyor. Ancak vakitlerinden önce uyandırılırsa ölebiliyorlar.EN BÜYÜK YARASA KOLONİSİ BURADAYDIBirkaç yıl önce dünyanın en büyük yarasa kolonilerinden biri içinde olduğumuz Dupnisa Mağarası’ndaydı. O dönem içeride yaklaşık 30 bin bireylik yarasa kolonisi olduğunu dile getiren eğitmenler, şu an net rakamın kaç olduğunu bilmeseler de sayının epey azaldığını belirtti. Her mağara gezisi sonunda ekip bir rapor hazırlıyor. Bu raporda mağaranın son durumuna ait bilgiler yer alıyor ve Türkiye Mağaracılık Federasyonu’nun verilerine ekleniyor. Raporun yanı sıra kulüp, mağara fotoğraflarına da bir hayli önem veriyor. Öyle ki üyelerden Ankara Üniversitesi öğrencisi Metehan Çetin, Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Özlem Kaya ve Kocaeli Üniversitesi öğrencisi Atakan Acar, ‘mağara fotoğrafçılığı’ yapıyor. Özel ışık ve makineleri ile oldukça hassas ve özenli çekimler gerçekleştiriyorlar.Haberin DevamıİÇİNDE ‘GÜZELLİK SALONU’ VARMağaranın ilerleyen kısımlarında su seviyesi hiç o kadar yükselmedi ancak sürekli suyun yoğun olduğu ve diz mesafesini bulduğu yerlerden geçtik. Ayağımın sulak alanda kaymaması için fazladan dikkat etmem gerekirken bir yandan da eğitmenin mağara tanıtımını dinlemek ve içerideki yapıları incelemek gerçekten zorlayıcı bir deneyimdi. Diğer yandan mağaranın içinde ‘perde’ diye tanımlanan oluşumlar da vardı. Bunlar, sarkıtların birleşmesiyle meydana gelen yatay ve dalgalı biçime sahip yapılar. Biraz daha ilerledikten sonra sadece kumdan oluşan tepeyi aştık. Sonra da ‘güzellik salonu’ denilen bir yere çıktık. Orası bir odacık gibi ve içeride envai çeşit oluşum var. Hepsi de çok güzel görünüyor. Bu nedenle öğrenciler o alana ‘güzellik salonu’ demeyi tercih ediyor.
Haberle ilgili daha fazlası:#Mağara#İstanbul Teknik Üniversitesi#İTÜ
Bu Haber Hurriyet.com.tr'den Alıntılanmıştır. Kaynak: https://hurriyet.com.tr/
Haberin DevamıTürkiye’de mağara araştırma kulübü olan yalnızca 9 üniversite bulunuyor. Bunlar İTÜ ile birlikte Akdeniz, Anadolu, Ankara, Boğaziçi, Dokuz Eylül, Ege, Hacettepe ve Uludağ Üniversitesi. Üniversitelerin tüm mağara kulüpleri Türkiye Mağaracılık Federasyonu’nun çatısında altında. 100’e yakın üyesi bulunan İTÜ Mağara Araştırma Kulübü, yılda ortalama 20 mağara ziyareti yapıyor ve bu ziyaretlerin 8’i eğitim amaçlı gerçekleştiriliyor. Her sene bu eğitimlerin ilki benim de katıldığım Kırklareli Demirköy’de bulunan Dupnisa Mağarası’nda yapılıyor. Kulübün eğitmenlerinden İTÜ Geometrik Mühendisliği mezunu İrem Kapucuoğlu ile İTÜ Bilgisayar Mühendisliği 4’üncü sınıf öğrencisi Oğuzhan Altıntaş, ilk eğitim için bu mağarayı tercih etmelerinin nedenini “Teorik eğitimler tamamlandıktan sonra ilk olarak herkesi daha yatay karakterli dediğimiz yani ip gibi bir ekipman kullanmadan yürüyerek ilerlenebilecek mağaralara götürüyoruz. Dupnisa Mağarası ilk pratik için harika bir örnek” diye anlatıyor.Haberin DevamıMESAFEYİ AÇMA, BAĞIRMAMağaracılığa ilk adımı atan üniversitelilerle birlikte onların Demirköy’deki kamp alanında buluştum. Alanda toplam 73 kişi vardı ve 48’ini kulübün yeni üyeleri oluşturuyordu. Mağaranın içinde yoğun bir kalabalık yaşanmaması için ekipler içeriye 5 ya da 7 kişilik topluluklar halinde giriyordu. Ben de mağara girişi öncesi dahil olduğum ekiple birlikte soğuğa ve suya karşı dayanıklı içlik, tulum ve çizmelerimi giydim. Ardından da ışıklı baretimi takıp yanıma da yedek pil aldım. Ancak hazırlıklar sadece bundan ibaret değildi. Mağaraya gireceğim ekiple bir araya gelerek son kontrollerimizi yaptık. Bizimle mağaraya girecek olan eğitmenimiz İrem Kapucuoğlu mağarada çok ses çıkarmamamız, attığımız adımlara dikkat etmemiz, önümüzdeki kişi ile aramızdaki mesafeyi çok açmamamız ve eğer ekipten herhangi birine bir şey söylemek istiyorsak da ‘heyyo’ ya da ‘hey’ diye seslenerek ne istediğimizi komut vererek söylememiz gerektiğini açıkladı. Örneğin ‘heyyo yavaş’ ya da ‘hey bana bak’ gibi.Haberin DevamıSULAK ALANDAN GEÇMEK ZORUNLUDupnisa Mağarası’nın aslında turistik bir alanı da var ve ziyarete açık. Biz de mağaraya turistlere açık olan kapıdan girdik ancak yaklaşık 200 metre ilerledikten sonra farklı bir yola saptık. Demir zincirlerle ayrılan kısımdan geçerek mağaranın karanlık ve turistler tarafından ayak basılmamış alanlarına doğru ilerlemeye başladık. Yerler kısım kısım kum ve taşlı zeminden oluşuyordu. Baretlerimizdeki ışıklar yolumuzu aydınlatsa da kısıtlı bir görüş imkânı sunuyordu. İçerisi yaklaşık 13 derecelik bir sıcaklığa sahipti. Sarkıt ve dikit gibi oluşumlar farklı formlarda ve etkileyici bir biçimde yer alıyordu. Mağarada sulak alanlar oldukça fazlaydı. Öyle ki girişten 500 metre sonra 1 metre 60 santimetre boyundaki benim bel hizama gelecek yükseklikteki sulak bir alanla karşılaştım. Yola devam etmek için mecburen o suyun içine girmemiz gerekiyordu. Sulak alanı geçmek çok uzun sürmese de neredeyse 4 derece olan soğuk su yola devam etmeyi zorlaştıracak bir etken olmuştu.Haberin DevamıMağarada ilk başta ilerlerken tavan nispeten alçak oluyor. Daha sonra ilerledikçe devasa bir galeriye çıktık. O alanda insan kendini gerçekten küçücük hissediyor. Çünkü alanın yüksekliği neredeyse 30, genişliği ise 60 metreydi. Alanda uyuyan yarasalar da vardı. Öncesinde söylendiği gibi onları rahatsız etmemek için oldukça özenli davrandık. ‘Meyve yarasası’ olarak tanımlanan bu canlılar kışın uykuya yatıyor, bahar döneminde ise meyve aramak için uyanıyor. Ancak vakitlerinden önce uyandırılırsa ölebiliyorlar.EN BÜYÜK YARASA KOLONİSİ BURADAYDIBirkaç yıl önce dünyanın en büyük yarasa kolonilerinden biri içinde olduğumuz Dupnisa Mağarası’ndaydı. O dönem içeride yaklaşık 30 bin bireylik yarasa kolonisi olduğunu dile getiren eğitmenler, şu an net rakamın kaç olduğunu bilmeseler de sayının epey azaldığını belirtti. Her mağara gezisi sonunda ekip bir rapor hazırlıyor. Bu raporda mağaranın son durumuna ait bilgiler yer alıyor ve Türkiye Mağaracılık Federasyonu’nun verilerine ekleniyor. Raporun yanı sıra kulüp, mağara fotoğraflarına da bir hayli önem veriyor. Öyle ki üyelerden Ankara Üniversitesi öğrencisi Metehan Çetin, Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Özlem Kaya ve Kocaeli Üniversitesi öğrencisi Atakan Acar, ‘mağara fotoğrafçılığı’ yapıyor. Özel ışık ve makineleri ile oldukça hassas ve özenli çekimler gerçekleştiriyorlar.Haberin DevamıİÇİNDE ‘GÜZELLİK SALONU’ VARMağaranın ilerleyen kısımlarında su seviyesi hiç o kadar yükselmedi ancak sürekli suyun yoğun olduğu ve diz mesafesini bulduğu yerlerden geçtik. Ayağımın sulak alanda kaymaması için fazladan dikkat etmem gerekirken bir yandan da eğitmenin mağara tanıtımını dinlemek ve içerideki yapıları incelemek gerçekten zorlayıcı bir deneyimdi. Diğer yandan mağaranın içinde ‘perde’ diye tanımlanan oluşumlar da vardı. Bunlar, sarkıtların birleşmesiyle meydana gelen yatay ve dalgalı biçime sahip yapılar. Biraz daha ilerledikten sonra sadece kumdan oluşan tepeyi aştık. Sonra da ‘güzellik salonu’ denilen bir yere çıktık. Orası bir odacık gibi ve içeride envai çeşit oluşum var. Hepsi de çok güzel görünüyor. Bu nedenle öğrenciler o alana ‘güzellik salonu’ demeyi tercih ediyor.
Haberle ilgili daha fazlası:#Mağara#İstanbul Teknik Üniversitesi#İTÜ
Bu Haber Hurriyet.com.tr'den Alıntılanmıştır. Kaynak: https://hurriyet.com.tr/