Üst Alt
  • Cevap yazabilmek için lütfen kayıt olun ya da giriş yapın. Foruma giriş yaparak veya kayıt olarak tüm özelliklere erişebilirsiniz.

Tarih Tetrarşi ; Dört İmparatorun Yönetimi

🕒 Konu sahibi 24 dakika önce aktifti
Konuyu okuyanlar
0 dk
0 active
Tarih Tetrarşi ; Dört İmparatorun Yönetimi

Pinkfloyd

Active Member
IFGT Üyesi
Katılım
6 Şub 2022
Mesajlar
4,055
Tepkime puanı
432
Cinsiyet
Erkek
Takım
Portsmouth FC
Tetrarşi ; Dört İmparatorun Yönetimi
Roma İmparatorluğu'nun üçüncü yüzyılın sonlarında içine girdiği siyasi ve askeri krizler, devlet yönetiminde köklü bir reform ihtiyacını doğurmuştu. Bu reformların en önemlisi, İmparator Diocletian tarafından kurulan ve tarihe Tetrarşi olarak geçen yönetim sistemidir. Latince "dört kişinin yönetimi" anlamına gelen bu düzen, imparatorluğun geniş topraklarını daha etkin yönetmek ve sürekli tekrarlanan taht mücadelelerini engellemek amacıyla tasarlanmıştı.
1783443116079.png
Diocletian ve Maximian: İki İmparatorlu Yönetim (285-293)
285 yılından 293'e kadar Roma İmparatorluğu fiilen iki hükümdar tarafından yönetiliyordu. Diocletian doğu eyaletlerini Nicomedia merkezli olarak yönetirken, batı eyaletlerinin sorumluluğunu ise meslektaşı Maximian üstlenmişti. Maximian çoğu zaman Gaul ve Germania sınırlarında yürütülen askeri seferlerle meşguldü; barbar kabilelerin akınlarını bastırmak onun başlıca görevi haline gelmişti.

Roma tarihinde imparatorluğu birden fazla hükümdar arasında paylaştırma fikri aslında yeni değildi. Daha önce de benzer uygulamalar görülmüş, hatta ilerleyen yüzyıllarda da tekrar gündeme gelecekti. Ancak Diocletian ile Maximian arasındaki ortaklık bu tür örnekler arasında özellikle dikkat çeker. Çünkü iki imparator arasında alışılmadık derecede güçlü bir güven ilişkisi vardı. Bu güven yalnızca sözde değildi; devlet işlerinde de açıkça hissediliyordu. İkili, ilişkilerini sağlam tutmak için zaman zaman bir araya geliyordu. Kaynaklara göre 288 yılında bir görüşme gerçekleştirdiler, 291 yılında ise Mediolanum'da ikinci kez buluştular. Bu toplantılarda hem aralarındaki siyasi uyumu koruduklarını gösterdiler hem de birbirlerine olan bağlılıklarını kamuoyu önünde yeniden teyit ettiler.

290'ların başında Maximian, özellikle yeniden güç kazanan Alamanni kabilelerine karşı bir dizi başarılı sefer yürüttü. Bu zaferler, Roma'nın batı sınırlarını bir süreliğine güvence altına aldı ve bölgede görece bir istikrar sağladı. Bu sırada doğuda bulunan Diocletian, batıdaki bu askeri başarıların sağladığı rahat ortamdan faydalanarak imparatorluğun geleceğine yönelik daha kapsamlı planlar yapmaya başladı.

1783443200118.png
Tetrarşi'nin Doğuşu (293)
293 yılında Diocletian, yönetim sistemini daha da genişleterek kendisine ve Maximian'a iki genç yardımcı atadı. Bu yardımcı imparatorlar "Caesar" unvanını taşıyacak, kıdemli imparatorlar ise "Augustus" olarak anılacaktı.

Diocletian'ın yardımcısı Galerius oldu. Galerius aynı zamanda Diocletian'ın kızı Galeria Valeria ile evlenerek imparatorluk ailesine bağlandı. Maximian'ın seçtiği genç ortak ise Constantius Chlorus idi; tam adıyla Flavius Julius Constantius.

İşte bu noktada Tetrarşi sistemi tam anlamıyla ortaya çıktı.

Bu sistem, üçüncü yüzyılda Roma'yı sarsan krizler düşünüldüğünde son derece zekice bir çözümdü. İmparatorluk pratikte iki büyük yönetim bölgesine ayrıldı: Doğu ve Batı. Her bölgede iki hükümdar bulunuyordu:

  1. Yaşlı ve deneyimli Augustus, devlet yönetimi ve idari işlerle ilgileniyordu.
  2. Daha genç Caesar, çoğunlukla askeri görevler üstleniyor ve sınır bölgelerinde ordulara komuta ediyordu.
Bu sistemin en önemli amacı, Roma'nın kronikleşmiş taht kavgası sorununu çözmekti. Her Augustus'un yanında bir Caesar bulunuyordu. Augustus öldüğünde ya da gönüllü olarak görevden çekildiğinde, onun Caesar'ı otomatik olarak bir üst rütbeye yükselerek yeni Augustus oluyordu. Ardından yeni Augustus, kendi yerine geçecek kişiyi yetiştirmek üzere başka birini Caesar olarak seçiyordu. Böylece imparatorlukta iktidarın kimden kime geçeceği önceden belirlenmiş oluyor, ani ölüm veya iç savaş durumlarında ortaya çıkan taht mücadelelerinin önüne geçilmesi amaçlanıyordu.

Bu sistemin temel amacı, çocuk yaşta imparatorların tahta çıkmasını engellemekti. Yeni hükümdarlar kan bağına göre değil, devlet yönetimine uygun görülen kişiler arasından seçilecekti. Böylece iktidarın babadan oğula otomatik biçimde geçmesi yerine, deneyimli ve yetenekli komutanların yükselmesi hedeflenmişti. Bu düşünce, Roma tarihinin en istikrarlı dönemlerinden biri sayılan Beş İyi İmparator Dönemini hatırlatıyordu. O dönemde imparatorluk çoğu zaman biyolojik miras yoluyla değil, evlat edinme yöntemiyle devredilmişti. Nitekim Nerva, yerine Trajan'ı evlat edinerek bırakmış; Trajan da Hadrian'ı varisi olarak seçmişti. Daha sonra Antoninus Pius, hem Marcus Aurelius'u hem de Lucius Verus'u evlat edinerek aynı geleneği sürdürmüştü. Bu nedenle Roma’nın en güçlü ve istikrarlı yılları çoğu zaman bu "evlat edinme yoluyla seçilen imparatorlar" dönemine bağlanır.

Dışarıdan bakıldığında bu yeni düzen, Roma devletinin yeniden istikrara kavuşması için tasarlanmış kapsamlı bir siyasi mühendislik projesiydi.

1783443273777.png
Galerius ; Çobanlıktan İmparatorluğa



Galerius'un Caesar olmadan önceki hayatı büyük ölçüde bilinmiyor. Doğumunun muhtemelen 250'li yılların ilk yarısında gerçekleştiği düşünülür; Bu da Galerius'un, kendisini imparatorluk yönetimine yükselten kıdemli hükümdarlardan yalnızca birkaç yaş daha genç olduğunu gösterir.

Doğum adı da kesin olarak bilinmemektedir. Bazı kaynaklar onun Aurelius adını bir nomen olarak kullandığını, bazılar ise Maximinus soyadını taşıdığını öne sürer.

Kökeni de oldukça mütevazıdır. Babasının Moesia Inferior bölgesinde yaşayan bir köylü olduğu söylenir. Annesi ise Roma topraklarına Danube Nehri'ni geçerek göç etmiş bir barbar kadındı. Bu kadına Roma geleneğine uygun olarak Romula adı verilmişti.

Genç Galerius'un ilk yılları çobanlık yaparak geçti. Ancak yaklaşık 270 yılı civarında orduya katıldı. Askeri kariyerinin ilk dönemlerinde Aurelian ve Probus gibi imparatorların ordularında hizmet etti. Disiplini ve askeri yetenekleri sayesinde hızla yükseldi ve sonunda Diocletian'ın dikkatini çekmeyi başardı. Bu yükseliş, 293 yılında Caesar unvanını almasıyla doruğa ulaştı.

Dönemin Hristiyan yazarı Lactantius, Galerius hakkında oldukça sert ve düşmanca bir portre çiziyor. Lactantius'a göre Galerius kendisini gerçek anlamda bir Romalı olarak görmüyordu; kökeni nedeniyle kendisini daha çok Dacia ile özdeşleştiriyordu. Hatta Lactantius'un iddiasına göre Galerius, bir gün Doğu'nun Augustus'u olarak imparatorluğun başına geçtiğinde devletin adını bile "Dakya İmparatorluğu"na çevirmeyi düşünmüştü.

Bu iddia muhtemelen abartılıdır; hatta tamamen propaganda ürünü olması da mümkündür. Lactantius, özellikle Tetrarşi yöneticilerini ve en çok da Galerius'u kötü göstermek için yazılar kaleme almıştı.

Yine de Galerius'un annesi Romula'nın Carpi kabilesinden bir "Özgür Dakyalı" olması ihtimali, onun kendisini Roma ve Dakya kültürlerinin bir birleşimi olarak görmüş olabileceğini düşündürmektedir.

Galerius'un Hristiyanlara karşı sert tutumuyla tanındığı da aktarılır. Bazı tarihçiler, yaklaşık on yıl sonra başlayacak olan Diocletianus'un Hristiyanlara Yönelik Büyük Zulmünün arkasındaki başlıca teşvik edici figürlerden birinin Galerius olabileceğini ileri sürer.

Caesar olduğunda Galerius zaten evliydi ve çocuk sahibiydi. Bir kızı Valeria Maximilla, bir oğlu ise Candidianus vardı. Ancak imparatorluk hiyerarşisine yükselmesiyle birlikte ilk eşinden ayrıldı ve Diocletian'ın kızı Galeria Valeria ile siyasi bir evlilik yaptı. Böylece yalnızca askeri değil, hanedan açısından da imparatorluk sisteminin parçası haline geldi.


Constantius Chlorus ; Bir Askerin Oğlu ve Bir İmparatorun Babası


Batı'nın yeni Caesar'ı olan Constantius Chlorus, tam adıyla Flavius Julius Constantius, daha sonraki kaynaklarda "Chlorus" lakabıyla anılacaktı. Bu lakap Yunanca kökenli olup "solgun" ya da "açık tenli" anlamına gelir.

Constantius'un doğum tarihi 31 Mart 250'dir. İlginç bir şekilde o da Galerius gibi Balkan kökenlidir ve benzer bir toplumsal geçmişe sahiptir. Babasının adı kaynaklarda Flavius Dalmatius olarak geçer; ancak birçok tarihçi bu ismin sonradan uydurulmuş olabileceğini düşünüyor. Annesinin adı ise Julia Constantia idi ve Constantius'un adı büyük olasılıkla buradan gelmişti.

Constantius genç yaşta askeri kariyere atıldı ve kısa sürede dikkat çeken bir subay haline geldi.

  • Aurelian'ın Palmyra Savaşı (272-273) sırasında bir muhafız birliğinde görev yaptı.
  • Probus döneminde (276-282) ise bir lejyon tribunu olarak görev aldı.
Alıntı:Lejyon tribünü, Roma lejyonunda görev yapan kıdemli subaylardan biridir; hem askeri komuta görevleri üstlenir hem de lejyonun yönetiminde rol oynar.
Probus'un ölümünden kısa süre sonra Constantius'a Dalmaçya’da idari bir görev verildi. Muhtemelen bu görev sırasında Diocletian ve Maximian'ın dikkatini çekti.

280'li yılların başında Constantius'un hayatında önemli bir ilişki ortaya çıktı. Helena adında, Bithynia kökenli bir kadınla birlikte yaşamaya başladı. Helena o sırada Naissus'ta bir meyhanede çalışıyordu.

Bu ilişkinin resmi bir evlilik mi yoksa yalnızca birlikte yaşanan bir beraberlik mi olduğu kesin olarak bilinmiyor. Antik kaynakların bir kısmı, Helena'nın Constantius'un resmi eşi değil, Naissus'ta tanıştığı ve uzun süre yanında tuttuğu yerel bir kadın olduğunu ima ediyor. Ancak ilişkinin niteliği ne olursa olsun, bu birliktelikten 27 Şubat 285'te bir oğul dünyaya geldi:

Büyük Constantine - yani Gaius Flavius Valerius Constantinus.

O dönemde hiç kimse bu askerin ve bir meyhane çalışanının oğlunun Roma tarihinin yönünü değiştirecek bir hükümdar olacağını tahmin edemezdi.

Ne var ki Constantius ile Helena'nın ilişkisi uzun sürmedi. 289 yılı civarında Constantius Helena'dan ayrıldı ve Theodora ile evlendi. Theodora, Maximian'ın üvey kızıydı. Bu evlilik açıkça siyasi bir ittifaktı ve Constantius'un imparatorluk çevresindeki konumunu güçlendirdi.

Bu yakın bağlar sayesinde Constantius kısa süre içinde Batı'nın Praetorian Prefect(üst düzey askeri idari görevlilerinden biri)'i oldu. Muhtemelen Maximian'ın Carausius'un kontrolündeki Britanya'yı geri almak için düzenlediği ilk ve başarısız seferde de rol aldı.

Theodora ile evliliğinden Maximian'a birçok torun verdi:

  • Flavius Dalmatius
  • Julius Constantius the Younger
  • Hannibalianus
  • Julia Constantia
  • Anastasia
  • Eutropia
Bu çocukların bir kısmı ilerleyen yıllarda Roma siyasetinde önemli roller oynayacak, özellikle de Constantius'un ilk evliliğinden doğan oğlu Constantine, Roma tarihinin en etkili hükümdarlarından biri haline gelecekti.
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı kanunun 8. maddesi ve T.C.K'nın 125. maddesine göre; ircforumlari.gen.tr olan forum sitemize eklenen içeriklerden, içeriği ekleyen kullanıcı sorumludur. Kullanıcı bazlı herhangi bir telif hakkından ircforumlari.gen.tr sitesi ve site yetkilileri sorumlu değildir. Telif hakkı kapsamında bulunan içerikler ile ilgili hukuksal bildirimleriniz için buradan iletişime geçebilirsiniz. ircforumlari.gen.tr yönetimi size en geç 48 saat içerisinde dönüş yapacaktır.
Geri