Günümüz dünyasında duyguların nasıl yaşanması gerektiğine dair görünmez bir kalıp dayatılıyor. İnsanlardan hızlı bağ kurmaları, her söze karşılık vermeleri, her hislerini açıkça sergilemeleri bekleniyor. Oysa herkes bu akışa kapılmak zorunda değil. Her vasat hevese kapılmamak, her özensiz söze aldanmamak; yüzeysel beğenilerin ötesine geçebilmek bir eksiklik değil, aksine bir bilinç göstergesidir.
Belki de bu yüzden, bu insanlar çoğu zaman yanlış anlaşılır. Eksik, uzak ya da soğuk bulunurlar. Oysa gerçekte yaptıkları şey, kendilerini ve duygularını daha özenli yaşamaktan ibarettir.
Ve evet, bu tanıma göre “duygusuz” sayılabilirler. Ama bu, gurur duyulacak bir duruştur. 𝓥